Paralel Evrenler Üzerine Lakırdılar

13.6 Milyar Yıl...

Paralel evrenler konusu gerek fizikçilerin gerekse popüler bilim tutkunlarının meraklarını uyandıran, içinde düzinelerce dizi senaryoları, filmler ve kitaplar için malzeme bulunduran bir konu.

Paralel evrenlere geçmeden önce kendi yaşadığımız evrenimizi tanıyalım .Fizikte evrenimizin hikayesi bundan 13.6 milyar yıl önce Bigbang (büyük patlama) ile başlar. Sonsuz küçüklükteki bir parçacığın sahip olduğu sonsuz enerjisini bir anda içinde bulunduğu ortamda patlamasıyla ve bulunduğu boşlukta genişlemeye başlamasıyla evrenimizin hikayesi başlar. Bulunduğumuz evren klasik teoriye göre 4 boyuttan oluşur. Bunlar uzunluk, genişlik, derinlik ve zaman boyutlarıdır. Zaman önceleri bir boyut değil iken sevgili Einstain'ımızın bize bir armağanı olarak dördüncü boyutumuz olmuştur. Zaman konusunu bir başka yazıda detaylandırmak üzere rafa kaldıralım... Konumuza dönelim...

Önceleri fizik ne kadar güzel bir bilimdi sorunları azdı. Daha doğrusu evren hakkında az şey biliyorduk ve bu sebeple fazla sorunumuz olmuyordu. Lakin bilim ilerledikçe daha da karmaşıklaşıyor ve dahası ortaya çıkan sorunlar daha da büyük oluyordu ve hatta bu sorunlar daha sonra evrenimizi bile aşmaya başladı. Düşüncelerimiz, fikirlerimiz başka boyutlara ve bu boyutların oluşturduğu başka evrenlere yol almaya başladı.

11 Boyutlu Bir Evren

Şuan bazı bilim adamları matematiği kullanarak büyük patlamada evrenimizin aslında 11 boyuttan oluştuğunu şuan farkında olamadığımız 7 boyutun sıkışıp bize görünmediğini ileri sürüyorlar. Biraz kuantuma ve popüler bilime meraklı olanlar bilir ışığın tane-parçacık ikilemini; ışığa bir deney esnasında nasıl bakarsak öyle görürüz. Mesela tanecik olduğunu düşünüp tanecik deneyi yaparsak ışığın tanecik olduğu ispatlanır fakat dalga kabul edip dalga deneyi yaparsak ışık bizi hiç kırmaz ve dalgaymış gibi davranır. Lakin aynı deneyleri bu sefer elektron için yaparsak elektronunda madde olduğu için tanecik gibi davranması gerekirken, elektron tıpkı bir dalga gibi davranıyor ve bildiğimiz fizik kurallarına karşı geliyordu. Fizikçiler elektronun bu durumunu açıklamak için yeni bir teori geliştirdiler: Kuantum teorisi...

Kuantum teorisi elektronun dalga durumunu açıklar ve paralel evrenler teorisine kapıyı aralar.

Paralel evrenler teorisi ismi gayet hoş bir düşünce insanın bu yaşamda paralel evrende de olsa yalnız olmadığı fikri tüm bu teorilerin kaynağı belki.

Paralel evrenler teorisine bir diğer dayanak, elektronun kendisi; eksi yüklü bir parçacıktır. Bu eksi yüklü parçacığın karşıtı olan parçacık pozitrondur ve (+) yüklüdür. Pozitron ve elektron bir araya gelirse birbirlerini yok edip enerji açığa çıkar. Aynı durum madde-antimadde içinde geçerlidir. Şuan evrenimizde doğal olarak antimadde bulunmaz çünkü antimaddeler bu evrende değil tam tersi bir paralel evrende yaşam bulurlar. Bu da paralel evrenleri savunanlar için başka bir yorumdur. Paralel evrende herşey bize göre zıttır. Madde, anti maddelerden oluşur. Kütleniz pozitif bir değer değil (-) negatif bir değerdir.

Kuantum teorisine geri dönelim. Kuantum teorisi henüz ne olduğu tam anlaşılamamasına rağmen bu evren hakkında bildiklerimizi biraz daha karmaşıklaştırıyor. Elektronun varlığı ve onun dalga yapısına sahip olması maddeninde dalga özelliği gösterdiğinin kanıtıdır ama yaşadığımız klasik everende sahip olduğumuz düşük hızlarda gözlemleyemiyor olmamız bence paralel evrenlerle ilişki kuramamamızın sebebi. Ünlü fizikçi Richard Feymann'a göre elektronlar herhangi bir anda bu evrende yok olup diğer evrende bulunabilir ta ki bir gözlemci onu dedekte edinceye kadar. Bu ve bunun gibi görüşler paralel evren teorisini destekler niteliktedir.


Kara Delikler Geçiş Kapısı mı?

Popüler bilim ile ilgili konuşan bilimadamlarından biriside ünlü fizikçi Hawking'dir. Hawking kara delikler hakkında, karadeliklerin paralel evrene açılan solucan delikleri olduğunu ifade etmiştir. Lakin karadeliklerden geçmek pek mümkün görünmüyor çünkü yapılan uzay gözlemlerinde ışığın dahi -ki kendisi nerdeyse kütlesizdir - karadeliğin çekim alanından kurtulamadığı gözlemlenmiştir. Karadelikler madde boyutunun olmadığı yerler olarak düşünülmektedir. Yani karadeliğin içinden geçmek sizi atomaltı parçacıklarınıza ayırır. Pff...

Peki biz bu paralel evrenlerle hiç mi iletişim kuramayız?

Bu sorunun cevabı biraz garip. Şöyle ki, bazen olur ya çok yoğun bir iş temposunda günün stresli saatlerinde birden aklınıza sevdiğiniz biri gelir. Mesela anneniz... Ve birden telefon çalar bakarsınız ki anneniz rahatsızlanmıştır veya kötü bir olay olmuştur ve o an bunu siz hissetmişsinizdir. Bir kurt düşmüştür ya içinize işte bu durum bilimadamlarınca telepati şeklinde paralel evrendeki öteki bizlerin bizi uyarmaya çalıştığı veya haber vermeye çalıştığı şeklinde yorumlanıyor. Kişisel görüşüm uyku ve trans hali de paralel evrenlerle iletişime geçme yolu olabilir.

Paralel evrenlerle ilgilenenler sadece bilimadamları değil, din adamları da bu kervana katılmışlardır. Kabala mistisizminde bulunan tetragrammaton ile (ki bu bir sözcük kombinasyonudur) paralel evrenlere geçilebildiği ve hatta zaman yolculuğu yapılabildiği iddaa edilir. Doğruluk payı henüz kesin değil fakat; kim bilir belki birgün paralel evrenlere geçiş mümkün olabilir…

Son söz olarak umuyorum ki böyle bir geçiş mümkün olabilir...

2 yorum: Yorum Var!

  1. gayet açıklayıcı ve başarılı bir yazı olmuş ..tebrikler

    YanıtlaSil
  2. Açıklayıcı olmuş da :)) kafalar karışıyor ya :D Bilim kurgu manyağı biri olarak paralel evrenin pek olası gerçeklik barındırdığını sanmıyorum. Örnekler daha fazla olsaydı çok iyi olabilirdi bunu da söylemeden geçmeyeyim. Diğer yazıları da merakla bekliyorum. Bir de Resul olaya Fizikçi gibi yaklaşıp olanı edebiyatçı gibi anlatmalısın. Yani hani sanki hikaye okuyormuş gibi, ama bilimi anlatan türden. :)))) Tebrikler şimdiden... Değerli konular bunlar çünkü...

    YanıtlaSil