Dördüncü Nüsha

[Köşe Yazısı] [Yazan: Erdi Karadeniz]
Nefes al...
Dünya bekaretini yitirdi. Artık masum değil. Bundan mütevellit artık hiç kimse masum değil. Şu zamanlar, yaşanacak zamanlar da değil. Kelimenin tam anlamıyla hepimiz birer pisliğin içindeyiz. Siyah, yeryüzüne hükmediyor. Birer parçası olmasak bile, üzerimize sıçramasına engel olamıyoruz.
Nefes al, nefes al... Nefes al...

dedi. İçimdeki ses...

İnsanlar ne kadar kaliteli nefes alırlarsa, o kadar kaliteli yaşamları olur. Fakat ne kadar çabalarsanız çabalayın alacağınız nefesin kalitesi değişmeyecekse eğer, sizde bir noktadan sonra bırakıyorsunuz ipin ucunu... Sanırım, ülke olarak bu noktayız. Birçoğumuz bıraktık ipin ucunu.

Trajikomik bir şekilde daha düne kadar güleceğimiz, dalga geçeceğimiz, önemsizliğinden dem vuracağımız haberleri özler hale geldik. Çünkü şimdilerde duyduğumuz, ne kadar kulaklarımızı kapatmak istesek de duymak zorunda bırakıldığımız haberler hiç iç açıcı değiller.

Mesela eskiden bir patlama haberi aldığımız zaman irkiliyorduk. Korkuyorduk. Yetkililer açıklama yapsın, olanı biteni kınasın, bizlerde rahat nefesler alalım diye bekliyorduk. Şimdilerde bir patlama olduğu zaman hiçbirimiz açıklama falan beklemiyoruz. Birer uzman edasıyla konuya yaklaşıyor ve patlamanın şiddetinden, medyada yer alan görgü tanığı hikayelerinden falan yola çıkarak patlamanın neden olduğu hasarı falan tahmin etmeye kalkıyoruz. Teknik detaylar üzerine konuşuyoruz. Şaşırmıyoruz. İrkilmiyoruz. Korkmuyoruz. Bir futbol maçı sonrası arkadaşlar arasında dönen futbol maçı muhabbetleri gibi patlamanın kritiklerini yapıyoruz.

Benzer durum şehit haberlerinde gerçekleşiyor. Eskiden bir şehit haberi duyunca milletçe üzülürdük. Nerede olmuş? Neden olmuş? Birbirimize bunları sorardık içimiz yana yana... Şimdi bir şehit haberi duyduğumuz zaman bırakmıyoruz kendimizi. Çünkü medyada yer bulan haberler arasında en az spor haberleri kadar magazin haberleri kadar yer kaplar oldular. Olağan. Sanki artık bir şehit haberi okumak/duymak olağan bir şeymiş gibi bir hal aldı. Artık bir şehit haberi duyduğumuzda Kaç tane? diye soruyoruz birbirimize. Sanki sayı az olursa içimize düşecek ateşin etkisi de paralel olarak azalacakmış gibi... Ama öyle olmuyor işte...

Ben falanca pop şarkıcısının bir rapçi ile atışmasını, dizi setinde yaşanan aşk skandalını, Bülent Ersoy'un parmağında taşıdığı yüzüğün ederini, detayını, Aşk-ı Memnu ve türevi televizyon dizilerini haber olarak okuduğumuz günleri özledim. Ne kadar saçma sapan haberler yapılıyor diye atıp tutalım, dalga geçelim ve biraz nefes alabilelim diye...

Aslında en iyisi görmemek, idrak edememek, en iyisi susmak, sessiz kalabilmek, anlatmamak bunları... Ama bir roman karakterinin dediği gibi:

"Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım!"

Bu şartlar altında nefes almak güç...

Nefesini tut...



Erdi Karadeniz | www.erdikaradeniz.com | erdi.karadeniz@gmail.com
4. Sayının Tüm Sayfaları
[Kapak] [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11]

0 kişi mesaj bıraktı:

Yorum Gönder